Adli Sicil Arşiv Kaydı Ne Zaman Silinir? 2026
Güncelleme tarihi: 9 Ağu
Adli sicil belgesinde “adli sicil kaydı yoktur” yazması, kişinin arşivinde hiçbir bilgi bulunmadığını her zaman göstermez. Cezanın infazı tamamlandığında kayıt çoğu durumda aktif adli sicilden çıkarılır ve arşive alınır. Arşiv kaydının tamamen silinmesi ise 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 12. maddesinde düzenlenen ayrı şartlara bağlıdır.
Bu yazı, arşiv kaydının silinme sürelerine ve yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının etkisine odaklanır. Aktif sabıka kaydının ne zaman arşive alınacağı ve e-Devlet başvurusunun nasıl yapılacağı için adli sicil kaydı silme rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Adli sicil arşiv kaydı nedir?
Arşiv kaydı, aktif adli sicilden çıkarılan mahkûmiyet bilgilerinin Kanun’da belirtilen amaçlarla sınırlı olarak saklandığı kayıt alanıdır. Bu bilgi normal iş başvurusu için alınan belgenin üzerinde her zaman görünmez. Ancak kişinin kendisi veya açık yetkili vekili, soruşturma ya da kovuşturma kapsamında adli merciler, yetkili seçim kurulları ve özel kanunlarda öngörülen durumlarda ilgili kamu kurumları arşiv bilgisini isteyebilir.
Arşive alma, mahkûmiyet kararını hükümsüz hâle getirmez. Yalnızca kaydın sistemdeki statüsü değişir. Arşivden tamamen silme ise Kanun’un belirlediği sürenin veya özel silme sebebinin gerçekleşmesiyle mümkündür.
Kayıt hangi tarihte arşive alınır?
5352 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması, mahkûmiyeti bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikâyetten vazgeçme ya da etkin pişmanlık, ceza zamanaşımının dolması veya genel af hâlinde aktif adli sicil bilgisi silinerek arşive alınır.
Arşivden silme süresi hesaplanırken yalnızca sistemde fiilen yapılan işlem tarihi esas alınmaz. Kanun, “kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarih” ifadesini kullanır. Bu tarih çoğunlukla infazın tamamlandığı tarihtir. Bu nedenle cezaevi çıkış tarihi, koşullu salıverilme tarihi ve infazın tamamlanma tarihi birbirine karıştırılmamalıdır.
Arşiv kaydı kaç yılda silinir?
Kanun iki temel grup oluşturur.
Diğer mahkûmiyetlerde beş yıllık süre
Anayasa’nın 76. maddesi veya Türk Ceza Kanunu dışındaki özel kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olmayan diğer mahkûmiyetlerde, arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle arşiv bilgisi tamamen silinir.
Beş yıllık süre, “beş yıl suç işlememe” biçiminde bağımsız bir koşul olarak düzenlenmemiştir. Esas olan doğru başlangıç tarihinden itibaren sürenin dolmasıdır. Yeni bir mahkûmiyetin bulunması ayrı kayıt ve sonuçlar doğurabilir; fakat Kanun’un 12. maddesindeki bu bent, ayrıca “beş yıl hiç suç işlememe” şartı kurmaz.
Hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetlerde on beş veya otuz yıl
Anayasa’nın 76. maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetlerde süre daha uzundur. Arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren:
Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmışsa on beş yılın,
Böyle bir karar alınmamışsa otuz yılın
geçmesiyle arşiv bilgisi tamamen silinir.
Burada hangi suç veya cezanın özel kanunda hak yoksunluğu doğurduğu dosyaya göre araştırılmalıdır. Milletvekili seçilme yeterliliği, devlet memurluğu, ruhsat ve izin mevzuatı farklı hükümler içerebilir. Yalnızca suç adından hareketle beş, on beş veya otuz yıllık gruba kesin biçimde karar vermek risklidir.
On beş yıllık süre yasaklanmış hakların iadesi kararından mı başlar?
Hayır. 5352 sayılı Kanun’un 12. maddesi, sürenin yasaklanmış hakların geri verilmesi kararından değil, kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren işlemesini öngörür. Kararın alınması, on beş yıllık süreden yararlanmanın koşuludur; sürenin başlangıç noktası değildir.
Örneğin arşive alınma koşulları 1 Temmuz 2015’te oluşmuş ve kişi daha sonra yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı almışsa, diğer şartlar da varsa on beş yıllık süre 1 Temmuz 2015 esas alınarak değerlendirilir. Ancak infaz türü, ek kararlar ve özel kanun hükmü hesaplamayı değiştirebileceğinden örnek tarih her dosyaya doğrudan uygulanamaz.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi nedir?
Yasaklanmış hakların geri verilmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belirli suç veya cezalara bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesine yönelik mahkeme kararıdır. Mahkûmiyet hükmünü ortadan kaldıran bir beraat veya silme kararı değildir.
5352 sayılı Kanun’un 13/A maddesine göre kural olarak cezanın infazının tamamlanmasından sonra üç yıl geçmeli, kişi bu sürede yeni bir suç işlememeli ve hayatını iyi hâlli sürdürdüğü konusunda mahkemede kanaat oluşmalıdır. Talep, hükmü veren mahkemeye veya hükümlünün yerleşim yerindeki aynı derecedeki mahkemeye yapılabilir.
İnfaza genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmişse farklı süre hesabı uygulanır. Bu ihtimalde hükmün kesinleşmesinden itibaren beş yıl geçmesi gerekir; ayrıca bu süre, hükmedilen hapis cezasına üç yıl eklenerek bulunacak süreden az olamaz.
Konunun koşulları ve görevli mahkeme hakkında ayrıntılı bilgi için yasaklanmış hakların geri verilmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Arşiv kaydının süresiz kalacağı durum var mı?
Mevcut Kanun, hak yoksunluğu doğuran mahkûmiyetler için dahi on beş veya otuz yıllık süreler öngörür. Dolayısıyla “bazı suçların arşiv kaydı hiçbir zaman silinmez” şeklinde genel bir ifade doğru değildir. Bununla birlikte özel kanunun aradığı mesleki veya kamusal koşullar, arşiv bilgisinin silinmesinden bağımsız olarak ayrıca sonuç doğurabilir.
Kişinin ölümü hâlinde arşiv bilgisi tamamen silinir. Ayrıca Kanun’da belirli olaylar için süre beklenmeksizin tamamen silme sebepleri düzenlenmiştir.
Süre beklenmeden tamamen silinen kayıtlar
Fiilin sonradan kanunla suç olmaktan çıkarılması hâlinde, o mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kayıtları talep aranmaksızın tamamen silinir. Bu kural, cezanın azaltılmasıyla aynı değildir; fiilin suç olmaktan çıkarılmış olması gerekir.
Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda beraat ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararı kesinleşirse önceki mahkûmiyete ilişkin kayıt tamamen silinir. Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbiri kayıtları da infazın tamamlanmasıyla tamamen silinir.
Bu özel hâllerde yeni kararın kesinleşme şerhi ve sisteme bildirilmesi önemlidir. Kayıt güncellenmemişse resmi karar örneğiyle düzeltme talebi yapılmalıdır.
Genel af ve özel af arşiv kaydını nasıl etkiler?
Genel af, aktif adli sicil bilgisinin arşive alınma nedenleri arasındadır. Ancak arşiv bilgisinin tamamen silinmesi ayrıca Kanun’un 12. maddesine göre değerlendirilir.
Özel af ise mahkûmiyetin hukuki varlığını kural olarak ortadan kaldırmaz. Özel af kararının yalnızca cezanın infazına etki ettiği durumlarda, arşive alma ve silme tarihleri somut karar ile infaz belgesine göre hesaplanmalıdır. Bu nedenle genel af ve özel af aynı sonuçları doğuruyormuş gibi değerlendirilmemelidir.
Arşiv kaydı silme başvurusu nasıl yapılır?
Sürenin dolduğu veya özel silme sebebinin gerçekleştiği düşünülüyorsa Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne silme veya düzeltme talebi iletilebilir. Adalet Bakanlığının e-Devlet hizmeti üzerinden elektronik başvuru yapılması mümkündür.
Başvuruya göre değişmekle birlikte şu belgeler önem taşır:
Güncel adli sicil ve arşiv bilgili belge
Kesinleşme şerhli mahkeme kararı
İnfazın tamamlandığını gösteren resmi yazı veya müddetname
Adli para cezası söz konusuysa ödeme ve infaz bilgisi
Varsa yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı ve kesinleşme şerhi
Beraat veya ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin yeni karar
Birden fazla mahkûmiyet varsa her kaydın başlangıç tarihi ve hukuki grubu ayrı hesaplanmalıdır. Bir kaydın silinme koşulunun oluşması diğer kayıtları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ret kararı verilirse hangi yol izlenir?
Önce ret işleminin eksik belgeye mi, sürenin dolmadığı görüşüne mi yoksa kaydın hak yoksunluğu grubunda kabul edilmesine mi dayandığı belirlenmelidir. İnfaz tarihi yanlış görünüyorsa ilgili Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemeden bildirimin düzeltilmesi gerekebilir.
İdari işlemin hukuka aykırı olduğu düşünülüyorsa görevli yargı yolu ve dava süresi, tebliğ edilen kararın niteliğine göre değerlendirilir. Ret cevabının tebliğ tarihi bu nedenle önemlidir. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, doğrudan ve ilk aşamada kullanılacak bir sicil düzeltme yöntemi değildir; olağan idari ve yargısal yolların tüketilmesi gerekir.
Süre hesabında sık yapılan hatalar
En sık karşılaşılan hata, mahkûmiyet kararının verildiği tarihi başlangıç almaktır. Oysa çoğu durumda arşive alınma koşullarının oluştuğu, yani infazın tamamlandığı tarih belirleyicidir. Koşullu salıverilme tarihi de her zaman bu tarihle aynı değildir.
İkinci hata, aktif adli sicil kaydının arşive alınması ile arşiv kaydının tamamen silinmesini aynı işlem sanmaktır. Üçüncü hata ise yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının mahkûmiyeti veya tüm özel kanun engellerini kendiliğinden kaldırdığını varsaymaktır.
Kesin süre hesabı için suç tarihi, uygulanan kanun maddesi, kesinleşme tarihi, infazın tamamlanma tarihi ve varsa hak yoksunluğu doğuran özel kanun birlikte incelenmelidir. Belgeleriniz üzerinden somut değerlendirme almak isterseniz iletişim sayfasından başvurabilirsiniz; inceleme yapılmadan sonuç veya silinme tarihi garantisi verilmesi doğru değildir.
