top of page

Mehir Senedi Geçerli mi? 2026 Hukuki Şartlar

Yazarın fotoğrafı: Rengin Geçen
Rengin Geçen
26 Haz 2025
5 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 9 Ağu

Mehir, Türk Medeni Kanunu’nda eşlerin evlenmesiyle kendiliğinden doğan bir hak olarak düzenlenmemiştir. Buna karşılık evlilik öncesinde veya sırasında belirli bir malın, altının ya da paranın kadına verileceğine ilişkin taahhüt, genel sözleşme hükümleri çerçevesinde hukuki sonuç doğurabilir. Yargıtay, özellikle ileride ödenmesi kararlaştırılan mehri çoğunlukla bağışlama sözü verme olarak nitelendirmektedir.

Bu nedenle “dini nikâhta mehir konuşuldu” denilmesi tek başına her dosyada tahsil edilebilir alacak oluşturmaz. Taahhüdün kim tarafından verildiği, konusu, şekli, ödeme zamanı ve ispatı birlikte incelenmelidir. Dava açma usulü ve zamanaşımı için mehir alacağı davası rehberimizi inceleyebilirsiniz.

Mehir Türk hukukunda geçerli midir?

Türk hukukunda mehri yasaklayan genel bir hüküm yoktur. Ancak mehir, resmi evliliğin zorunlu unsuru veya kanundan doğan boşanma hakkı değildir. Geçerliliği, tarafların yaptığı hukuki işlemin niteliğine göre belirlenir.

Yargıtay uygulamasında nikâh sırasında hemen teslim edilen mehir elden bağışlama; boşanma, ölüm veya belirli bir tarihte verilmesi vaat edilen mehir ise bağışlama sözü verme olarak değerlendirilebilir. Bu ayrım şekil, ispat, muacceliyet ve geri alma hükümlerini etkiler.

Mehri muaccel ve mehri müeccel ne anlama gelir?

Mehri muaccel, kararlaştırıldığı anda veya evliliğin başlangıcında teslim edilen mal ya da değerdir. Teslim gerçekleşmişse uyuşmazlık, artık çoğu zaman geleceğe yönelik bir vaat değil; yapılan kazandırmanın varlığı, kime ait olduğu veya sonradan iade edilip edilmediği üzerinde yoğunlaşır.

Mehri müeccel ise ödemesi ileri bir tarihe veya olaya bırakılan taahhüttür. Evliliğin boşanmayla sona ermesi, eşin ölümü ya da belirli bir tarih vade olarak yazılabilir. Hangi olay kararlaştırılmışsa alacağın istenebilir hâle gelmesi kural olarak o koşula göre belirlenir. Yalnızca ölüm hâlinde ödeneceği yazılı bir taahhüdün boşanmayla kendiliğinden muaccel olacağı varsayılamaz.

Mehir senedi yazılı olmak zorunda mı?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 288. maddesine göre bağışlama sözü verme sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. İleride altın, para veya taşınır eşya verilmesine ilişkin mehir taahhüdü bağışlama sözü olarak nitelendiriliyorsa, yazılı şekil yalnızca ispat kolaylığı değil geçerlilik şartıdır.

Bu sebeple sözlü bir mehir vaadinin yalnızca tanık, düğün videosu veya mesaj içeriğiyle her durumda geçerli hâle geleceği söylenemez. Tanık anlatımı, mevcut yazılı belgenin düzenlenme koşullarını veya teslim olgusunu açıklayabilir; fakat kanunun aradığı kurucu yazılı şeklin yerini otomatik olarak tutmaz.

Yazılı belgede borç altına giren kişinin imzası bulunmalıdır. Miktar veya mal belirli ya da belirlenebilir olmalı; “gerektiği kadar altın” gibi belirsiz ifadeler yorum ve geçerlilik sorunu doğurabilir. Senedin tarihi, vadesi ve ödeme koşulu da açık yazılmalıdır.

Noterde düzenleme şartı var mı?

Para, altın ve taşınır eşya bağışlama sözü için TBK 288 kapsamında kural olarak yazılı şekil aranır; noter düzenlemesi genel bir zorunluluk değildir. Ancak imza inkârı ve belge güvenliği bakımından noter işlemi önemli ispat avantajı sağlayabilir.

Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni hakkın bağışlanması sözü ise resmi şekle tabidir. Sıradan bir kâğıda “ev verilecektir” yazılması, taşınmaz devri taahhüdü bakımından yeterli olmayabilir. Taşınmazın devri ve tescil talebi, tapu ve resmi şekil kurallarıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Şekle aykırı söz sonradan yerine getirilirse ne olur?

TBK 288, şekle uyulmadığı için geçersiz olan bağışlama sözünün bağışlayan tarafından yerine getirilmesi hâlinde elden bağışlama hükmü doğurabileceğini kabul eder. Fakat resmi şekle tabi bağışlamalar bu iyileşme kuralının dışındadır.

Bu nedenle sözlü olarak vaat edilen altının sonradan fiilen teslim edilmesi ile hiç teslim edilmeyen sözlü bir vaat aynı değildir. Teslim edilmiş malın daha sonra geri alındığı iddia ediliyorsa, uyuşmazlık bağışlama sözünün geçerliliğinden çok mülkiyet, zilyetlik ve iade delillerine dönüşebilir.

Mehir taahhüdünü kim verebilir?

Taahhüdü eş verebileceği gibi üçüncü bir kişi de kendi adına bağışlama sözü verebilir. Yargıtay, koca dışındaki üçüncü kişinin yazılı bağışlama vaadini de hukuken mümkün görmektedir. Ancak kayınpederin veya başka bir yakının imzası, eşi kendiliğinden borçlu yapmaz; kim imzaladıysa borcun tarafı öncelikle o belgeye göre belirlenir.

Belgede birden fazla imza varsa her imzanın borçlu, kefil veya yalnızca tanık sıfatıyla mı atıldığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Kefalet söz konusuysa TBK’nın kefalette şekil ve eş rızası hükümleri ayrıca gündeme gelebilir. “Şahit” başlığı altında atılan imzaya dayanarak kişiden doğrudan mehir bedeli istenmesi her zaman mümkün değildir.

Mehir senedinde hangi bilgiler yer almalıdır?

Geçerlilik ve ispat sorununu azaltmak için belgede en azından şu unsurlar açık olmalıdır:

  • Borç altına giren ve alacaklı kişinin kimliği

  • Verilecek para, altın, eşya veya malın belirli tanımı

  • Miktar, ayar, gram veya ayırt edici özellikler

  • Ödeme veya teslim tarihi

  • Boşanma, ölüm ya da başka bir koşul varsa bunun açık ifadesi

  • Borç altına giren kişinin imzası

  • Varsa teslim edilen ve ileride teslim edilecek kalemlerin ayrımı

“Düğünde takılan ziynetler” ile “mehir olarak ayrıca vaat edilen altınlar” birbirinden ayrılmalıdır. Düğün ziynetinin kime ait olduğu ve iade talebi, mehir taahhüdünden farklı hukuki sebebe dayanabilir.

Mesajlar ve tanıklar yeterli olur mu?

Mesajlaşmalar, elektronik imza niteliği, gönderenin kimliği ve içeriğin bütünlüğüne göre delil değeri taşıyabilir. Ancak bir mesajın yazılı şekil şartını karşılayıp karşılamadığı somut belge üzerinden değerlendirilir. Ekran görüntüsünün tek başına sunulması, kimlik ve içerik inkârı hâlinde yeterli olmayabilir.

Gizlice alınmış ses veya görüntü kayıtları hukuka uygunluk yönünden ciddi risk taşır. Delil elde etme amacı, özel hayatın gizliliği ve ceza hukuku sonuçları birlikte değerlendirilmeden kayıt alınması önerilemez.

Tanıklar teslim, düğündeki olaylar veya belgenin imzalanması gibi olgulara ilişkin dinlenebilir. Buna karşılık geçerliliği yazılı şekle bağlı geleceğe yönelik bağışlama sözünü yalnızca tanıkla kurmak mümkün değildir. Senede karşı ileri sürülen iddialarda HMK’nın senetle ispat kuralları da uygulanabilir.

Mehir, nafaka veya boşanma tazminatı mıdır?

Hayır. Nafaka kanundan doğan geçim desteğidir. TMK 174 kapsamındaki maddi ve manevi tazminat ise boşanmaya sebep olan olaylar, kusur ve kişilik hakkı ihlali gibi koşullara bağlıdır. Mehir alacağı, geçerli bir sözleşme veya teslim edilmiş mal üzerindeki haktan kaynaklanır.

Bu nedenle mehir için nafakanın şartları aranmaz; nafaka veya tazminat alınması da mehir alacağını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ancak anlaşmalı boşanma protokolündeki sulh, ibra veya feragat hükümleri somut mehir talebini kapsayacak genişlikteyse sonuç doğurabilir.

Boşanma olmadan mehir istenebilir mi?

Bu sorunun cevabı senetteki vadeye bağlıdır. Mehir belirli bir tarihte ödenecekse tarih geldiğinde; evlilik devam ederken talep edilebilir biçimde düzenlenmişse koşullar oluştuğunda istenebilir. Yalnızca boşanma veya ölüm şartına bağlanan bir alacak ise ilgili olay gerçekleşmeden muaccel olmayabilir.

Evlilik devam ederken eşlerin birbirinden olan alacaklarında zamanaşımının durmasına ilişkin TBK 153 hükmü ayrıca incelenir. Ancak borçlu üçüncü kişiyse eşler arasındaki durma kuralı ona otomatik olarak uygulanmaz.

Bağışlama sözünden dönülebilir mi?

Bağışlama sözünden dönme serbest ve sebepsiz bir vazgeçme hakkı değildir. TBK 295 ve 296’da bağışlanan kişinin bağışlayana karşı ağır suç işlemesi, aile hukukundan doğan yükümlülüklere önemli ölçüde aykırılık veya bağışlayanın mali durumunun olağanüstü bozulması gibi belirli sebepler düzenlenmiştir.

Bu sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği ve dönme beyanının süresi somut olayda değerlendirilir. Eşlerin boşanmış olması tek başına mehir sözünü geçersiz kılmaz; zaten birçok taahhütte ödeme koşulu boşanma olarak belirlenir.

Belge incelenmeden kesin sonuç verilebilir mi?

Mehir uyuşmazlığında bir kelime dahi sonucu değiştirebilir. “Boşanma hâlinde”, “ölüm hâlinde”, “teslim edilmiştir”, “verilecektir”, “kefil” veya “şahit” ifadeleri farklı hukuki sonuçlar doğurur. Taşınmaz, altın ve para taahhütlerinin şekil kuralları da aynı değildir.

Belgenizin geçerliliği, borçlusu ve vadesi konusunda tereddüt varsa kişisel verileri kapatarak iletişim sayfasından hukuki inceleme talep edebilirsiniz. Belge ve deliller görülmeden tahsil veya dava sonucu garantisi verilmesi doğru değildir.

bottom of page