Anlaşmalı Boşanma Sonrası Nafaka Davası Açılır mı?
Güncelleme tarihi: 9 Ağu
Anlaşmalı boşanma kararından sonra nafaka davası açılıp açılamayacağı, tek bir “evet” veya “hayır” cevabıyla açıklanamaz. Sonuç; talep edilen nafakanın yoksulluk nafakası mı yoksa çocuk için iştirak nafakası mı olduğuna, boşanma protokolünde açık feragat bulunup bulunmadığına ve kararın kesinleşme tarihine göre değişir.
Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesindeki bir yıllık süre, boşanma sebebiyle doğan dava hakları bakımından zamanaşımıdır. Bu süreyi “hak düşürücü süre” olarak adlandırmak doğru değildir. İştirak nafakası ise çocuğun üstün yararı ve bakım hakkıyla ilgili olduğundan farklı değerlendirilir.
Önce nafaka türü belirlenmeli
Boşanma sonrasında en çok karıştırılan iki nafaka şunlardır:
Yoksulluk nafakası: Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eşin, kusuru daha ağır olmamak şartıyla diğer eşten isteyebileceği nafakadır.
İştirak nafakası: Velayet kendisine verilmeyen ana veya babanın, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmasıdır.
Eş için yoksulluk nafakası ile çocuk için iştirak nafakası aynı protokol maddesine yazılmış olsa bile hukuki nitelikleri ve sonradan talep şartları aynı değildir.
Anlaşmalı boşanmadan sonra yoksulluk nafakası istenebilir mi?
Boşanma protokolünde yoksulluk nafakası hiç düzenlenmemişse veya talep hakkında açık bir feragat yoksa, somut olayın koşullarına göre boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı dava açılması gündeme gelebilir. Ancak Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesi uyarınca boşanmaya bağlı dava hakkı, kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Davacı yalnız süresinde dava açmakla yetinmez. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki şartları da ispatlamalıdır:
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme
Nafaka isteyenin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması
Karşı tarafın mali gücünün nafaka ödemeye elverişli olması
Talep edilen miktarın hakkaniyete uygun olması
Protokolde “nafaka istemiyorum” denmişse ne olur?
Protokolde açık, bilinçli ve tereddütsüz biçimde yoksulluk nafakasından feragat edilmişse sonradan aynı hakka dayanılması kural olarak mümkün olmaz. Bununla birlikte kullanılan ifadenin kapsamı önemlidir.
“Tarafların birbirinden herhangi bir talebi yoktur”, “nafaka talep edilmeyecektir” veya yalnız dava sırasındaki tedbir nafakasına ilişkin cümleler aynı anlama gelmeyebilir. Protokolün tamamı, duruşmadaki beyanlar ve hüküm birlikte incelenmelidir.
İrade bozukluğu, protokolün geçersizliği veya hükümle protokol arasındaki çelişki iddiası varsa mesele basit bir yeni nafaka davasından farklılaşabilir. Kesinleşmiş boşanma hükmünün sonuçları gözetilmeden yalnız bir cümleye bakılarak değerlendirme yapılmamalıdır.
Bir yıllık süre nasıl hesaplanır?
Süre, boşanma kararının verildiği tarihten değil kesinleştiği tarihten başlar. Gerekçeli kararın yazıldığı veya taraflara tebliğ edildiği tarih de tek başına başlangıç değildir.
Bir yıllık süre zamanaşımı niteliğindedir. Bu ayrım önemlidir; zamanaşımı savunmasının ileri sürülmesi, kesilme veya durma ihtimalleri ve usulî sonuçlar hak düşürücü süreden farklıdır.
Dosyada kesinleşme şerhi temin edilmeli ve dava tarihi buna göre hesaplanmalıdır. Son günün tatil gününe rastlaması gibi usul hükümleri de ayrıca değerlendirilir.
Anlaşmalı boşanmadan sonra iştirak nafakası istenebilir mi?
Evet, çocuğun ihtiyaçları ve ana-babanın ödeme gücü şartları oluştuğunda iştirak nafakası sonradan istenebilir. Çocuğun bakım hakkı, eşlerin birbirleriyle yaptığı feragat anlaşmasından aynı şekilde etkilenmez.
Protokolde çocuk için nafaka istenmemiş olması veya düşük miktar kararlaştırılması, değişen koşullarda yeni talep ya da artırım yapılmasını mutlak biçimde engellemez. Hâkim çocuğun yaşı, eğitim ve sağlık giderleri, yaşam koşulları ile ana-babanın gelir ve imkânlarını değerlendirir.
İştirak nafakası hakkında ayrıntılı değerlendirme için anlaşmalı boşanma sonrası iştirak nafakası rehberini inceleyebilirsiniz.
Daha önce hükmedilen nafaka artırılabilir mi?
Protokolde veya kararda yoksulluk ya da iştirak nafakası belirlenmişse, tarafların mali durumunun veya hakkaniyetin gerektirdiği koşulların değişmesi hâlinde artırım davası açılabilir.
Enflasyon tek başına mekanik bir hesap yaratmaz; nafaka alacaklısının ihtiyaçları ile borçlunun ödeme gücü birlikte incelenir. Çocuğun okula başlaması, sağlık gideri, kira artışı, iş kaybı veya gelirde önemli değişiklik dosyada etkili olabilir.
Protokolde yıllık artış oranı bulunması, her durumda ayrıca artırım davasını yasaklamaz. Ancak yakın tarihli bir anlaşmanın hemen ardından değişiklik isteniyorsa yeni ve öngörülemeyen koşulların ortaya konması önem kazanır.
Nafaka kaldırılabilir mi?
Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesine göre irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası, alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar. Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılabilir.
İştirak nafakası bakımından alacaklı, çocuk yararına velayet sahibi taraftır. Eski eşin yeniden evlenmesi tek başına çocuğun nafakasını sona erdirmez. Çocuğun ergin olmasıyla iştirak nafakası kural olarak sona erer; eğitim devam ediyorsa ergin çocuğun yardım nafakası istemesi farklı bir hukuki temele dayanabilir.
Yeniden evliliğin etkileri için yeniden evlilik nafakayı bitirir mi rehberine bakabilirsiniz.
Görevli ve yetkili mahkeme
Nafaka uyuşmazlıklarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerde, belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla görev yapar.
Yetkili mahkeme, talebin niteliğine göre belirlenir. Türk Medeni Kanunu’nun 177. maddesinde boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesine ilişkin özel yetki kuralı bulunur. Somut talebin artırım, kaldırma veya ilk kez nafaka istemi olması dilekçede doğru nitelendirilmelidir.
Mahkemelerin görev ayrımı hakkında genel bilgi için hangi mahkeme hangi davaya bakar rehberini inceleyebilirsiniz.
Dava açmadan önce hangi belgeler hazırlanmalı?
Nafaka dosyasında yalnız gelir bordrosu yeterli değildir. İddianın niteliğine göre şu belgeler kullanılabilir:
Kesinleşmiş boşanma kararı
Onaylanan anlaşmalı boşanma protokolü
Duruşma tutanakları
Tarafların SGK ve vergi kayıtları
Banka hareketleri ve tapu/araç kayıtları
Kira sözleşmesi ve düzenli gider belgeleri
Çocuğun okul, servis, sağlık ve bakım giderleri
İşsizlik, hastalık veya gelir değişikliğini gösteren kayıtlar
Mahkeme ekonomik ve sosyal durum araştırması yaptırabilir. Kayıt dışı gelir iddiası varsa yaşam standardını gösteren hukuka uygun deliller önem kazanır.
Dava tarihinden önceki dönem için nafaka alınabilir mi?
İlk kez iştirak veya yoksulluk nafakası istenen davalarda başlangıç tarihi, talebin türü ve davanın koşullarına göre belirlenir. Genel olarak dava tarihinden önceki dönem için otomatik olarak geriye dönük aylık nafaka hesaplanacağı varsayılmamalıdır.
Mevcut bir nafakanın ödenmemesi ise yeni nafaka davası değil, ilamlı icra ve koşulları varsa tazyik hapsi sürecini gündeme getirir. Bu konu için nafakanın ödenmemesi durumunda yapılacaklar rehberini inceleyebilirsiniz.
Sık yapılan hatalar
Bir yıllık süreyi hak düşürücü süre olarak yazmak
Yoksulluk ve iştirak nafakasını aynı kurala tabi saymak
Protokoldeki her sessizliği feragat kabul etmek
Açık feragatin hiçbir sonuç doğurmadığını düşünmek
Süreyi karar tarihinden başlatmak
Eski eşin yeniden evlenmesiyle çocuk nafakasının bittiğini sanmak
Gelir ve gider belgelerini hazırlamadan soyut miktar istemek
Sonuç
Anlaşmalı boşanmadan sonra nafaka talebinin mümkün olup olmadığı, nafaka türü ve protokolün içeriği belirlenmeden cevaplanamaz. Yoksulluk nafakasında açık feragat ve kararın kesinleşmesinden başlayan bir yıllık zamanaşımı kritik önemdedir. İştirak nafakasında ise çocuğun üstün yararı nedeniyle daha farklı ve koruyucu bir değerlendirme yapılır.
Dava açmadan önce protokol, duruşma beyanı, hüküm ve kesinleşme tarihi birlikte incelenmeli; talep yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, artırım veya kaldırma olarak doğru kurulmalıdır.
